29 Mayıs 1453 İstanbul'un Fethi Kutlu Olsun

29 Mayıs 1453 İstanbul'un Fatih Sultan Mehmet tarafından feth edildiği tarih. 561 yıl önce bugün İstabul Fatih Sultan Mehmet tarafından zorlu bir mücadele sonucunda fethedildi. Yüzlerce kişinin deneyip başaramadığını, isteyip alamadığını Fatih Sultan Mehmet tüm hırsı ve azmiyle ve olağanüstü zekasıyla başardı. 29 Mayıs tarihinde İstanbul fethedildi. Bir devir bitti ve yeni bir devir başladı.

29 Mayıs 1453 İstanbul nasıl fethedildi?

Fatih Sultan Mehmet neler yaşadı?

İstanbul'un Fethi ve o güne dair bilmediğiniz ayrıntılar...

 

29 Mayıs 1453 İstanbul'un Fatih Sultan Mehmet tarafından feth edildiği tarih. 561 yıl önce bugün İstabul Fatih Sultan Mehmet tarafından zorlu bir mücadele sonucunda fethedildi. Yüzlerce kişinin deneyip başaramadığını, isteyip alamadığını Fatih Sultan Mehmet tüm hırsı ve azmiyle ve olağanüstü zekasıyla başardı. 29 Mayıs tarihinde İstanbul fethedildi. Bir devir bitti ve yeni bir devir başladı. 29 Mayıs 1453 İstanbul nasıl fethedildi? Fatih Sultan Mehmet neler yaşadı? İstanbul'un Fethi ve o güne dair bilmediğiniz ayrıntılar milliyet.com.tr'de
 
AK Parti Ankara İl Başkanı Alparslan, İstanbul'un Fethinin yıldönümü nedeniyle yayımladığı mesajında, "Büyük fethin, İstanbul'un Fethi'nin 561. yıldönümünü gururla yaşıyoruz. Fetih, yeni bir şeyleri açmak, başlatmak, idrak etmektir. Belli bir hedef, şuur ve gaye ile hareket edilerek gerçekleştirilir. Fethin amacı, kırıp, yıkmak değildir; aksine yapmak, düzeltmektir. En büyük fetih ise gönüllerin fethidir. İstanbul'un Fethi, hem kendi tarihimiz, hem de dünya tarihi açısından bir dönüm noktası, bir kilometre taşıdır. İstanbul, Osmanlı'nın Fatih Sultan Mehmet tarafından gerçekleştirilen fethinin ardından adalet, hoşgörü, barış ve de köklü bir medeniyetin merkezi haline gelmiştir. Bugün de her renkten, her ırktan, her dilden ve her dinden insanı barındıran İstanbul'da, barış ve hoşgörü içinde birarada yaşama kültürü devam etmektedir" ifadelerini kullandı.
 
Alparslan, mesajının devamında şunları kaydetti:
 

"Bugün gerek İstanbul, gerekse ülkemizin diğer bütün toprakları, Fatih'in ruhu ile hareket etmemizi, atalarımıza layık nesiller olma gayreti ile ülkemizi maddi ve manevi sıkıntılardan kurtarmamızı, sanki manen yeniden fethetme potansiyelimiz olduğunu bizlere göstermektedir. Ancak bugün fethin seyri, şekli değişmiştir. Bizler artık, ilmi, fenni, kültürü, sanatı, sevgiyi, saygıyı, dostluğu gönülleri fethetmeliyiz. Şair Murat Başaran'ın dediği gibi: "Fethedilecek İstanbul yok diye niye üzülüyorsunuz? Beş milyar gönül, beş milyar İstanbul'dur." Genel Başkanımız ve Başbakanımız Sayın Recep Tayip Erdoğan'ın da belirttiği gibi, "Liderlik güce değil gönüllere hitap etme sanatıdır. Biz kırmak, dökmek, üzmek için değil; yapmak, düzeltmek, birlik ve beraberliği sağlamak için varız. Gönüller yapmaya geldik." Yani biz gönülleri fethetme mücadelesi içindeyiz. Bu duygu ve düşüncelerle, 1453 İstanbul'un fethinin 561. yıldönümünün bütün milletimiz için kutlu olmasını diliyor, bu fethe layık nesiller olmayı, tarih bilincini idrak etmeyi temenni ediyorum." 

Fetih ve İstanbul
 
Müslüman Arapların Kuşatmaları
 
İstanbul, Müslümanların sefer tarihlerinin başlarından itibaren kutsal bir hedef olagelmiştir. Önce Müslüman Araplar, ardından da Müslüman Türkler yüzlerce yıl boyunca İstanbul’a seferler düzenlemişler, bunların bir kısmında şehri kuşatmışlardır. İslam Peygamberi Hz. Muhammed’in, Kostantiniye’nin fethine yönelik ve şehri fethedecek komutan ile askerlerin övüldüğü hadiseleri, bu seferlerin düzenlenmesini teşvik eden sebeplerin başında gelmiştir.
 
Müslümanların İstanbul’u hedefleyen ilk seferi Hz. Osman’ın hilafeti döneminde gerçekleşmiştir. Dönemin Suriye Valisi Hz. Muaviye, İstanbul’u hedef alan ilk deniz seferini hazırlamıştır. Bu donanmanın 655’de Bizans deniz kuvvetlerini Fenike kıyılarında yok etmesi ile Müslümanlara deniz yolu açılmıştır.
 
Müslümanların ilk İstanbul kuşatması ise, 668’de Hz. Muaviye‘nin Emevi Halifesi olduğu dönemde gerçekleşti. Kadıköy önünde konaklayan Ordu kuşatmayı 669’un baharına kadar sürdürdüyse de şehri ele geçiremedi. Ordu salgın hastalıklardan büyük kayıplar vermesi nedeniyle geri dönmek zorunda kaldı. İlerlemiş yaşına karşı sefere katılan Hz. Muhammed’in Bayraktarı Hz. Ebu Eyyub El-Ensari bu kuşatma sırasında şehit düştü ve surların dibinde toprağa verildi. Bu seferden sonra, Hz. Muaviye’nin 673’de gönderdiği yeni donanma 674’de Marmara'ya girdi. Ancak, 7 yıl süren kuşatma başarıya ulaşamadı.
 
Ağustos 7-16-Eylül 717’deki Mesleme bin Abdü’l-Melik komutasındaki kuşatma da başarısızlıkla sonuçlandı. İstanbul önlerindeki ordu, bir yandan hava koşulları, açlık ve hastalıklar, öte yandan Bulgar çetelerinin saldırılarıyla çok kayıp verdi. Bazı kaynaklara göre bu kuşatma sırasında İmparator III. Leon, komutan Mesleme’nin isteği ile Müslüman esirlerin ibadeti için bir konağı mescide çevirmiş, kuşatmanın kaldırılmasından sonra da Mesleme’ye kenti gezdirmiştir.
 
Arapların son kuşatması 781-782 yıllarında Abbasi Sultanı el-Mehdi’nin oğlu Harun komutasındaki ordu tarafından gerçekleştirildi. Harun Bizans ordusunu İzmit’te yenerek Üsküdar’a kadar ilerledi ve şehri kuşattı. Kuşatma sonunda Bizans ile bir anlaşma imzalayarak döndü. Daha sonra Abbasi tahtına oturan Harun er-Reşid, “Er-Reşid” unvanını bu seferle almıştır. Müslüman Arapların bunlar dışında da İstanbul’a yönelik seferleri olmuştur. Ama daha sonraki bu seferlerin hiçbiri kuşatmayla sonuçlanmamıştır.
 
 
Osmanlıların İstanbul Kuşatmaları
 
Osmanlı Türkleri 14. yüzyıl boyunca Bizans ve İstanbul ile ilgilendiler. Fetihten çok önce bugünkü İstanbul metropolüne dahil olan yerleşim birimlerinin, Suriçi hariç tamamı Osmanlı toprağı haline gelmiştir. Yanı sıra Osmanlılar bütün bu dönem boyunca, Bizans’ın içişlerine de karıştılar ve iktidar mücadelelerine taraf oldular. Fetih’e kadar süren dönemde de sürekli İstanbul civarında manevralar yaptılar.
1340’da Osmanlı ordusu İstanbul kapılarına kadar ilerlediyse de bu bir kuşatmaya dönüşmedi. Sultan I. Murad’ın Çatalca’dan başlattığı sefer de Hıristiyan dünyasının oluşturduğu güçlü ittifakla durduruldu. İstanbul’un fethedilmesine yönelik ilk güçlü kuşatma Sultan Yıldırım Beyazıd tarafından yapıldı. İmparator ile yapılan anlaşma sonucu Yıldırım Beyazıd’ın kuvvetleri şehre giremedi.
 
Sultan Yıldırım Beyazıd, bundan sonra da İstanbul üzerindeki etkisini sürdürdü. İstanbul içinde bir Türk Mahallesi, cami ve Türklerin yargılanacağı bir mahkeme kurulmasını sağladı. Osmanlı’nın çıkarlarını gözeterek imparatorların tahta çıkmasında etkili oldu. Bu durum Türklerin ileride İstanbul’u fethetmesini etkileyen en önemli faktörlerdendir. Sultan Yıldırım Beyazıd’ın dönemindeki son kuşatma girişimi 1400’de yapıldı. Fakat Timur istilası bu hareketi yarıda bıraktırdı.
 
Sultan Yıldırım Beyazıd’in oğlu Musa Çelebi’nin1411’deki kuşatması da başarısızlıkla sonuçlandı. Osmanlı kuvvetlerinin başarılarından ürken İmparator, Musa Çelebi’nin Bursa’daki kardeşi Çelebi Mehmed’in desteğini alarak kuşatmanın kaldırılmasını sağladı. Daha sonra Osmanlı padişahı olan Çelebi Mehmed döneminde İstanbul’a sefer düzenlenmedi.
 
Fetihten önceki son kuşatma Sultan II. Murad zamanında gerçekleşti. Uzun bir hazırlık dönemine ve sağlam bir stratejiye dayanan bu kuşatma öncekilerden çok daha zorlu geçti. Kuşatma 15 Haziran 1422’de 10 bin akıncının, İstanbul’u taşraya bağlayan bütün yolları kesmeleriyle başladı. Dönemin en etkili manevi otoritelerinden olan Emir Sultan’ın da Bursa’dan gelerek yüzlerce dervişi ile birlikte orduya katılması askerin coşkusunu artırdı. 24 Ağustos’ta Emir Sultan’ında yer aldığı saldırı çok şiddetli oldu ise de şehrin alınmasına yetmedi. Bu kuşatma Sultan II. Murad’ın kardeşi Şehzade Mustafa’nın isyanı üstüne kaldırıldı. Artık İstanbul’un fethi Sultan Murat’ın oğluna kalmıştır.
 
 
İstanbul’un Fethi
 
Fetih öncesinde Bizans güçlü bir imparatorluk olmaktan çıkmıştı. İmparatorluk Konstantinopolis şehriyle sınırlı hale gelmişti, toprakları Konstantinopolis’ten başka Marmara kıyısındaki Silivri Kalesi, Vize ve Misivri gibi küçük kasabalardan ibaretti. Buralar da Osmanlılar tarafından çepeçevre kuşatılmıştı. Surdışındaki küçük Bizans kasabalarının Osmanlı sınırlarına katılmamış olması ise direnmelerinden değil, buraların çok ciddiye alınmamasından ve hedefin önce Konstantinopolis olmasındandı. Kaldı ki son kuşatmaların başarısız olmasının sebebi ordu değil, daha çok Osmanlı’nın iç sorunlarıydı.
 
Bizans’ın gücü bu dönemde bir imparatorluk gücü değildi. Bizans imparatorları da artık Osmanlılara itaatini sunmuş ve her yıl düzenli haraç ödemeyi kabul etmişlerdi. Osmanlılar için artık karşılarında Bizans İmparatorları yerine kendilerine haraç veren küçük Tekfurlar vardı. Konstantinopolis de bir imparatorluk başkentinden ziyade dini bir merkezdi. Hıristiyan dünyasının İslam dinine ve Müslüman ordulara karşı en son ve en güçlü kalesiydi ve kesinlikle düşmemeliydi. Bu yüzden Papa önderliğinde bu kaleyi korumak için yeni Haçlı Seferleri örgütleniyordu.
 
Bu dönemde Osmanlı akınlarından ve kuşatmalarından bunalan Bizans’ın önemli sorunu, Hıristiyan dünyasındaki örgütlenmenin Ortodoks ve Katolik olarak ikiye ayrılmış olmasıydı. Bu ayrılık Hıristiyan Avrupa’nın Ortodoks Bizans’ı yeterince kollayamaması anlamına geliyordu. Bu ikiliği gidermek için çaresizlik içinde çırpınan İmparator ve Patrik, 1439’da Floransa Konsili’nde Katolik Kilisesi’ne boyun eğdi. Rum Ortodoks Kilisesi de Katolik Kilisesi’ne boyun eğdi. Rum Ortodoks Kilisesi ile Katolik Kilisesi kavgasında zoraki de olsa bir ittifak dönemi başladı. Böylece yüzyıllardır süren Ortodoks-Katolik çatışması, Osmanlı’nın baskısıyla kısa süreli de olsa donduruldu. Ancak bu anlaşma Konstantinopolis halkı tarafından hiç de hoş karşılanmadı ve Ayasofya’daki resmi kutlama törenleri halkın sert protestolarıyla karşılaştı. Bizans halkı Konstantinopolis’te Avrupalıyı görmek istemiyor, yeni bir Latin dönemi yaşamaktan korkuyordu.
 
Floransa Konsili’nde sağlanan birleşmeden sonra kurulan güçlü Haçlı Ordusu, Rumeli’yi 1443 ve 1444’de istila etti. Fakat 1444’de Osmanlı’nın kazandığı Varna Zaferi ile Haçlıların önünü kesti. Bu son savaş Konstantinopolis’in alınyazısını belirledi. Osmanlı’nın Anadolu’ya ve Rumeli’ye yayılan genç İmparatorluğu için Konstantinopolis’i fethetmek artık tersi düşünülemez bir mecburiyetti. İmparatorluk topraklarının tam kalbindeki bu yabancı unsur ortadan kaldırılmalıydı. Çünkü Anadolu’nun ve Rumeli’nin gerçek anlamda birbirine bağlanması Konstantinopolis’in fethiyle mümkündü.
 
İstanbul’un fetih hazırlıkları bir yıl önceden başlatıldı. Kuşatma için gerekli olan çok büyük toplar döktürüldü. 1452 yılında Boğaz'ın kontrolünü sağlamak için Rumeli Hisarı inşa edildi. 16 kadırgadan oluşan güçlü bir donanma oluşturuldu. Asker sayısı iki kat arttırıldı. Bizans’ın yardım almasını engellemek için yardım yolları kontrol altına alındı. Cenevizlilerin elinde bulunan Galata’nın da savaş esnasında tarafsız kalması sağlandı. 2 Nisan 1453 tarihinde ilk Osmanlı öncü kuvvetleri İstanbul önlerinde görüldü. Böylece kuşatma başladı.
 
 
Fethin kronolojisi:
 
6 Nisan 1453: Fatih Sultan Mehmed otağı Konstantinopolis önlerinde, St. Romanüs Kapısı (Şimdiki Topkapı) önüne kuruldu. Aynı gün şehir, Haliç’ten Marmara’ya kadar kuşatıldı.
 
6-7 Nisan 1453: İlk top atışları başladı. Edirnekapı yakınındaki surların bir kısmı yıkıldı.
 
9 Nisan 1453: Baltaoğlu Süleyman Bey Haliç’e girmek için ilk saldırıyı yaptı.
9-10 Nisan 1453: Boğaz’daki surların bir bölümü ele geçti. Baltaoğlu Süleyman Bey Prens adalarını ele geçirdi.
 
11 Nisan 1453: Büyük surlar dövülmeye başlandı. Yer yer gedikler açıldı. Sürekli dövülen surlarda tahribat önemli boyutlara ulaştı.
 
12 Nisan 1453: Donanma Haliç’i koruyan gemilere saldırdı, fakat Hıristiyan gemilerinin üstün gelmesi Osmanlı ordusunda moral bozukluğuna yol açtı. Fatih Sultan Mehmed’in emri üzerine havan topları ile Haliç’teki gemiler dövülmeye başlandı ve bir kadırga batırıldı.
 
18 Nisan 1453 Gecesi: Padişah, ilk büyük saldırı emrini verdi. Dört saat süren saldırı püskürtüldü.
 
20 Nisan 1453: Yardıma gelen erzak ve silah yüklü, üçü Papalığın, biri Bizans’ın dört savaş gemisiyle Osmanlı donaması arasında Yenikapı açıklarında bir deniz savaşı meydana geldi. Padişah bizzat kıyıya gelerek Baltaoğlu Süleyman Paşa’ya gemilerini her ne pahasına olursa olsun batırmasını emretti. Osmanlı donanması, sayıca üstünlüğüne rağmen, kendilerinden büyük ve yüksek olan düşman gemilerini engelleyemedi. Bu başarısızlık Osmanlı Ordusunda bir bozgun etkisi gösterdi. Asker orduyu terk etmeye başladı. Hemen sonra bu durumdan istifade etmek isteyen imparator bir barış önerisinde bulundu. Sadrazam Çandarlı Halil Paşa’nın desteğiyle bu öneri reddedilerek, kuşatmaya ve surların büyük toplarla dövülmesine devam edildi.
 
Bütün bu bozgun havası içinde Fatih Sultan Mehmed’e şeyhi ve hocası Akşemseddin Hazretleri’nin fetih müjdesi mektubu geldi. Fatih Sultan Mehmed bu manevi desteğin de etkisiyle bir yandan saldırıyı şiddetlendirirken, öte yandan herkesi şaşırtan yeni girişimlerde bulundu. Dolmabahçe’de demirlenen donanma karadan Haliç’e indirilecekti!...
 
22 Nisan 1453: Sabahın erken saatlerinde Hıristiyanlar, Fatih Sultan Mehmed’in inanılmaz azminin Haliç sırtlarında, karada seyrettiği gemileri hayret ve korkuyla gördüler. Öküzlerle çekilen 70 kadar gemi yüzlerce gemi tarafından halatlarla dengeleniyor ve kızaklar üzerinde ilerliyordu. Öğleden sonra gemiler artık Haliç’e inmişlerdi. Türk donanmasının umulmadık biçimde Haliç’te görünmesi Bizans üzerinde büyük bir olumsuz tesir yaptı. Bui arada, Bizans kuvvetlerinin bir kısmı Haliç surlarını savunmaya başladığı için, kara surlarının savunması zayıfladı.
 
28 Nisan 1453: Haliç’teki gemi yakma girişimi yoğun top ateşiyle engellendi. Ayvansaray ile Sütlüce arasına köprü kuruldu ve buradan Haliç surları ateş altına alındı. Deniz boyu surlarında tamamı kuşatıldı. İmparatora Cenevizliler aracılığıyla koşulsuz teslim önerisi iletildi. Eğer teslim olunursa serbestçe istediği yere gidebilecek, halkın canı ve malı güvende olacaktı. İmparator bu teklifi kabul etmedi.
 
7 Mayıs 1453: 30 bin kişilik bir kuvvetle Bayrampaşa Deresi üzerindeki surlara yapılan 3 saatlik saldırı sonuca ulaşamadı.
 
12 Mayıs 1453: Tekfursarayı ile Edirnekapı arasında yapılan büyük saldırı püskürtüldü.
 
16 Mayıs 1453: Eğrikapı önüne kazılan lağımla Bizans’ın açtığı karşı lağım birleşti ve yeraltında şiddetli bir çarpışma oldu. Aynı gün Haliç’teki zincire yapılan saldırı da başarılı olamadı. Ertesi gün tekrar saldırıldı, yine sonuca ulaşılamadı.
 
18 Mayıs 1453: Hareketli ağaçtan bir kule ile Topkapı yönünden saldırıya geçildi. Şiddetli çarpışmalar akşama kadar sürdü. Bizanslılar gece kuleyi yaktılar, doldurulan hendekleri boşalttılar. Sonraki günlerde surların yoğun top ateşiyle dövülmesi sürdürüldü.
 
25 Mayıs 1453: Fatih Sultan Mehmed, İmparator’a İsfendiyar Beyoğlu İsmail Bey’i elçi göndererek son kez teslim olma teklifinde bulundu. Bu teklife göre imparator bütün malları ve hazinesiyle istediği yere gidebilecek, halktan isteyenlerde mallarını alıp gidebilecekler, kalanlar mal ve mülklerini koruyabileceklerdi. Bu teklif de reddedildi.
 
26 Mayıs 1453: Kuşatmanın kaldırılması, aksi durumda Macaristan’da Bizans lehine harekete geçmek zorunda kalacağı, ayrıca Batı devletlerinin gönderildiği büyük bir donanmanın yaklaşmakta olduğu gibi söylentilerin artması üzerine Fatih Sultan Mehmed Savaş Meclisini topladı. Bu toplantıda, baştan beri kuşatmaya karşı olan Çandarlı Halil Paşa ve taraftarları kuşatmayı kaldırılmasını savundular. Padişah ile birlikte lalası Zağanos Paşa, Hocası Akşemseddin, Molla Gürani ve Molla Hüsrev gibi zatlar buna şiddetle karşı çıktı. Saldırıya devam etme kararı alındı ve hazırlıkları yapma görevi Zağanos Paşa’ya verildi.
 
27 Mayıs 1453: Genel saldırı orduya duyuruldu.
 
28 Mayıs 1453: Ordu, gününü ertesi gün yapılacak saldırılara hazırlanmak ve dinlenmekle geçirildi. Orduda tam bir sessizlik hakimdi. Fatih Sultan Mehmed safları dolaşarak askeri yüreklendirdi. İstanbul’da ise bir dini ayin düzenlendi, imparator Ayasofya’da herkesi savunmaya davet etti. Bu tören Bizans’ın son töreni oldu.
 
29 Mayıs 1453: Birlikler hücum için savaş düzenine girdiler. Fatih Sultan Mehmed sabaha karşı savaş emrini verdi. Konstantinopolis cephesinde askerler savaş düzenini alırken halk kiliselere doluştu. Osmanlı ordusu karadan ve denizden tekbirlerle ve davul sesleri ile son büyük saldırıya geçtiler. İlk saldırıyı hafif piyade kuvvetleri yaptı, ardından Anadolu askerleri saldırıya geçti. Surdaki gedikten içeriye giren 300 kadar Anadolu askeri şehit olunca, ardından Yeniçeriler saldırıya geçtiler yanlarına kadar gelen Fatih Sultan Mehmed’in yüreklendirmesiyle göğüs göğüse çarpışmalar başladı. Surlara ilk Türk Bayrağı’nı diken Ulubatlı Hasan bu arada şehit oldu. Belgradkapı’dan Yeniçerilerin içeri girmesi ve Edirnekapı’daki son direnişçilerin arkadan kuşatılmaları üzerine Bizans savunması çöktü.
 
Askerleri tarafından yalnız bırakılan İmparator sokak çatışmaları sırasında öldürüldü. Her yandan kente giren Türkler Bizans savunmasını tümüyle kırdılar. Fatih Sultan Mehmed öğleye doğru Topkapı’dan şehre girdi, doğruca Ayasofya’ya girerek burayı camiye çevirdi. Böylece bir çağ açılıp, bir çağ kapandı.
 
 
Fethin Sonuçları
 
İstanbul’un fethinin Türk, İslam ve dünya açısından önemli ve tarihin akışına yön verecek olan sonuçları vardır. Bu nedenle birçok tarihçi İstanbul’un fethiyle Ortaçağ’ın sona erdiğini kabul eder.
 
Fetihle birlikte Osmanlılar, Anadolu’da kurulmuş bulunan çok sayıdaki Türk beyliğine karşı üstünlüğünü pekiştirmiş bulunuyordu. Bu nedenle İstanbul’un Fethi, Anadolu’daki Türk birliğinin sağlanmasında önemli bir etkendir. Osmanlıların sadece Anadolu’daki Türklerin değil, aynı zamanda bütün İslam ümmetinin lideri olması süreci de fetihten sonra başlar. Böylece Osmanlı Beyliği bir dünya devleti haline gelecektir.
 
Fetihten sonra, Osmanlı liderliğindeki İslam, dünya politikasının temel dinamiklerinden biri olmuştur. O dönemde Eski Dünya’da yaşanan bütün uluslararası olaylarda Müslümanların belirleyici bir rolü vardır.
 
Avrupa Hıristiyanlığı yaklaşık üç asır boyunca Haçlı Seferleri ile İslamiyet’i Ön-Asya’dan çıkarmaya çalışmıştı. Bu mücadelede İstanbul Haçlılar için bir sınır karakolu işlevi görüyordu. İstanbul’un fethinden sonra Ön-Asya’daki İslam egemenliği Hıristiyan dünyasınca kesin olarak kabullenilecek ve bir daha bu toprakları kurtarmak için Haçlı seferi düzenlemeyecektir. Aksine İslam Avrupa içlerine yönelecektir. İstanbul’un Fethi Müslümanlar için Avrupa’ya karşı kazanılmış ve uzun yıllar sürecek bir üstünlüğün başlangıç noktasıdır.
 
İstanbul’un fethinin dünya tarihi açısından önemli olmasının bir diğer sebebi de Rönesans üzerindeki etkisidir. Fetih’ten sonra birçok Bizanslı düşünür ve sanatçı yanlarına çok değerli yazma eserleri de alarak, çoğunlukla Roma’ya göç ettiler. Bu kimseler klasik Yunan kültürüne dönüşte önemli rol oynadılar ve kısa bir süre sonra Avrupa’da Rönesans hareketi başladı.
 
 
Fatih Sultan Mehmed
 
1432-1481 yılları arasında yaşamış 7. Osmanlı padişahıdır. 1444 ve 1451 yıllarında iki kez tahta çıkmış ve toplam otuz bir yıl tahta kalmıştır. Küçük yaştan itibaren eğitimine büyük önem verilen Şehzade Mehmed, Molla Yegan, Akşemseddin, Molla Gürani ve Molla Ayas gibi devrin önde gelen bilginleri tarafından yetiştirildi. Dönemin geleneğine uygun olarak devlet yönetiminde tecrübe kazanması için Manisa Sancakbeyliği’ne tayin edildi.
 
Mükemmel bir eğitimle, Matematik, Geometri, Tefsir, Hadis, Fıkıh, Kelam, ve Tarih bilimleri tahsil etti. Tebasına kendi dili ile hitap etmek için Arapça, Farsça, Latince, Yunanca ve Sırpça öğrendi. Kudretli bir asker olduğu kadar geniş görüşlü bir fikir adamı olarak yetişti. Edebiyatla da ilgilenen Fatih, şiirde devrinin üstatları arasında yer aldı ve “Avni” mahlasıyla edebi değeri yüksek şiirler yazdı. Sarayda yazılan ilk divan Fatih’e aittir.
 
Fatih Sultan Mehmed, Manisa Sancakbeyi iken babası Sultan II. Murad’ın tahttan çekilmeye karar vermesi üzerine padişah ilan edildi. Tahtta çocuk yaşta birinin olmasından cesaretlenen Avrupa devletleri, Osmanlı topraklarını taciz etmeye başladılar. Osmanlıları Avrupa’dan atmak için büyük bir haçlı ordusu hazırladılar. Bunun üzerine Sultan II. Murad ordunun başına geçti ve Varna Meydan Savaş’ında Haçlı Ordusunu yenilgiye uğrattı. Bu savaştan sonra Sultan II. Murad tekrar devletin başına geçti. Fatih Sultan Mehmed Manisa’ya gönderildi. İkinci şehzadelik döneminde de yine dönemin önemli bilginlerinden ders almayı sürdürdü.
Sultan II. Murad’ın vefatı üzerine Fatih Sultan Mehmed başkent Edirne’ye gelerek ikinci kez tahta çıktı. Tahta çıktığında ilk işi İstanbul’un fethine ilişkin şehzadeliği dönemlerinden beri tasarladığı planları uygulamak oldu. Önce Anadolu Hisarı’nın karşısına Rumeli Hisarı’nı yaptırdı. Bir yandan da kendi tasarladığı, Avrupa’da görülmemiş büyüklükte toplar döktürdü ve donanma kurdu. Saldırı gününde komutayı doğrudan üstlendi.
 
İstanbul’un fethinden sonra Tuna’ya kadar hakim olmaya ve Sırp sorununu çözmeye yöneldi. Sırbistan’ın Osmanlı hakimiyetine girmesini sağladı. Fetih hareketlerine devam ederek Cenovalılar’ın ticari limanı Kele’yi ve önemli bir üs olan amasra’yı ele geçirdi. Ardından Sinop’u alarak Candaroğulları Beyliği’ne, Trabzon’u alarak Pontus Devleti’ne son verdi. Midilli Adası’nı Osmanlı topraklarına kattı. Bosna-Hersek’in fethini tamamladı. Tuna güneyindeki Balkanlar’ı Osmanlı idaresinde birleştirdi. karamanlılardan Konya ve Karaman’ı alarak Karaman Eyaleti’ne dönüştürdü. Venediklerden Eğriboz Adası’nı aldı. Ayrıca Alaiye (Alanya) Beyleri’nin egemenliğine son verdi. Akkoyunlu Hükümdarı Uzun Hasan’ı Otlukbeli Savaşı’nda yenerek Anadolu’yu kesin olarak Osmanlılara bağladı. Daha sonra Batıya yönelerek bazı Cenova kalelerini fethetti ve Kırım Hanlığı’nı Osmanlılara bağladı. Arnavutluk’u ele geçirdi. Güney İtalya’daki Otranto Osmanlıların eline geçti. Bunun üzerine Papalık büyük bir telaşa kapıldı. Yeni bir haçlı seferinin düzenlenmesi için Avrupa devletlerine çağrıda bulundu. Fakat Avrupa devletleri buna cesaret edemediler.
 
Fatih Sultan Mehmed, 1481 ilkbaharında yeni bir sefere çıkarken Gebze yakınlarında vefat etti. Bazı araştırmacılara göre zehirlenerek öldürülmüştür.
 
 
Devlet ve Bilim Adamı Fatih Sultan Mehmed
 
Benzerine çok rastlanmayan son derece yoğun bir eğitimden geçen Fatih Sultan Mehmed, daha çocukluğundan itibaren büyük bir devlet adamı olmak üzere yetiştirildi. Üstün bir komutanlık özelliğine sahipti. Çok iyi teşkilatlanmış ordusunu savaşlarda en iyi şekilde kullandı. Yapacağı seferlerden en yakınlarını bile haberdar etmez ve bunların gizli kalmasına son derece özen gösterirdi. Topçuluğa gerekli önemi veren ilk padişahtır. Fatih’ten önce top, bütün dünyada sesiyle düşmanı ürkütmesi için kullanılırdı. Büyük kaleleri yerle bir edeceği ve meydan muharebelerinde önemli rol oynayacağı hiç düşünülememişti. Fatih bütün bunların akıl ederek o tarihe kadar görülmemiş sayı ve çapta top yapılmasına yöneldi. Topların balistik ve mukavemet hesaplarını kendisi yaptı.
 
Dünya çapında bir devlet kurma fikrine yürekten inanmıştı. Bu idealin gerçekleşmesi için ömrünü fetihlerde geçirdi. 32 yıl süren saltanatı boyunca ikisi imparatorluk, altısı prenslik, beşi de dukalık olmak üzere irili ufaklı 17 devletin topraklarını fethetti. Karadeniz’i bir Türk denizi haline soktu, bütün Balkan yarımadasını ele geçirdi ve Ege’de bazı adaları aldı. Babası Sultan II. Murad’dan devraldığı Osmanlı Devleti’nin topraklarını 2,5 kat arttırdı.
 
Fatih Sultan Mehmed fetihleriyle olduğu kadar, devlete düzenli sürekli bir yapı kazandırmak için getirdiği düzenlemeler açısından da Osmanlı tarihinde önemli bir yer tutar. Fatih Kanunnamesi’yle yönetim, maliye ve hukuk alanlarında kurallar koyarak devletin işleyişini düzenledi. Geniş görüşlü ve açık düşünceli bir padişah olarak kültür ve sanat alanında gelişmeye öncülük etti. İnsanlara, inançları konusunda eşi görülmemiş bir hoşgörü gösterdi. İstanbul’u aldıktan sonra İtalyan hümanistleri ve Rum bilginlerini sarayında topladı. Ortodoksluğun tek ve en büyük koruyucusu oldu. Patrik, Osmanlı protokolüne göre vezir rütbesine eş tutuldu. Patrik II. Gennadios’a Hıristiyan inancının temel ilkelerine ilişkin bir eser hazırlattı ve Osmanlıca’ya çevirtti.
 
Fatih Camii’nin çevresinde kurduğu sekiz medrese, İslam ilimleri alanında yüz yıl boyunca imparatorluğun en önemli öğretim kurumu oldu. Zaman zaman “Ulema” adı verilen İslam bilginlerini bir araya toplayarak onların tartışmalarını dinlerdi. Bilginlere karşı büyük yakınlık gösterir, onlara saygı ile davranırdı. Osmanlı İmparatorluğu Fatih’in hükümdarlığı zamanında matematik, astronomi ve ilahiyat alanında en yüksek düzeye erişti.

 

 

Hukuk Fakültesi Öğrencilerine Final Sorusu Çok Şaşırttı

Maltepe Hukuk Fakültesi Hocası Final sınavında 20 Mayıs 2014 de Final sorusu olarak öyle bir soru sorduki...

 

Dorne Prensi ve Dağ Kapışması

Game Of Thrones 4 sezon 7. bölümü çok heycanlı yerde bitti. Heycanınızı dindirmek istiyorsanız  bu karikatür tam size göre. 4.sezon 8.bölümde olacakları eğlenceli bir şekilde okuyabilirsiniz. Tyrion Lannister'in savaşçısı 7.bölümde Dorne Prensi olmuştu. Karşısında ise Dağ vardı. Dorne Prensi Dağ'dan intikam almak istiyordu ve savaşı kabul etti. 4.Sezon 8.bölümde ekranlara gelicek olan karşılaşma izlenmeye değer çok güzel bir kapışma olacak.

Dorne Prensi Dağ Kapışması..

Kazanan kim olacak?

Tyrion Lannister yaşıyacakmı?

Dorne Prensi İntikamını Alıcakmı?

Ve daha fazlası...

 

 

 

 

 

Squisht Bird - Flappy Bird İntikam Oyunu

Oyun mouse ile oynanmaktadır.

 

Flappy Bird intikam oyunu, Squishy bird sizlerle

 

Flappy Bird Oyna

 Online Flappy Bird Oyna, İnternet Üzerinden Flappy Bird,

 

Ülkere Göre İnternet Kullanıcısı Sayısı

Ülkere göre internet kullanıcılarının sayısında Türkiye 12. Sırada Yer Alıyor:

 

SıraÜlkeİnternet kullanıcısı sayısı [1]Nüfusa %si.[2]Tarih
Dünya 1,463,632,361 21.9% 2008
 Avrupa Birliği 293,070,327 59.9% 2008
1  Çin 253,000,000 19% 2008
2  ABD 215,088,545 71.4% 2008
3  Japonya 94,000,000 73.8% 2008
4  Brezilya 80,520,000 45.2% 2008
5  Hindistan 60,000,000 5.2% 2008
6  Almanya 52,533,914 63.8% 2008
7  Birleşik Krallık 41,817,847 68.9% 2008
8  Fransa 36,153,327 58.1% 2008
9  Güney Kore 34,820,000 70.7% 2008
10  İtalya 34,708,144 59.7% 2008
11  Rusya 32,700,000 23.2% 2008
12  Türkiye 26,500,000 34.5 % 2008
13  İspanya 25,623,329 63.3% 2008
14  Endonezya 25,000,000 10.5% 2008
15  Meksika 23,700,000 21.8% 2008
16  Kanada 22,000,000 65.9% 2008
17  Vietnam 20,159,615 23.4% 2008
18  İran 18,000,000 27.5% 2008
19  Pakistan 17,500,000 10.4% 2008
20  Avustralya 16,355,427 79.4% 2008
21  Arjantin 16,000,000 39.7% 2008
22  Polonya 16,000,000 41.6% 2008
23  Tayvan 15,400,000 67.2% 2008
24  Hollanda 15,000,000 90.1% 2008
25  Malezya 14,904,000 59% 2008
26  Filipinler 14,000,000 15.1% 2008
27  Tayland 13,416,000 20.5% 2008
28  Romanya 12,000,000 53.9% 2008
29  Kolombiya 10,097,000 22.9% 2008
31  Nijerya 10,000,000 7.2% 2008
30  Ukrayna 10,000,000 21.7% 2008
32  Mısır 8,620,000 10.5% 2008
33  Portekiz 7,782,760 72.9% 2008
34  Peru 7,324,300 25.5% 2008
35  Fas 7,300,000 21.3% 2008
36  Şili 7,035,000 43.2% 2008
37  İsveç 7,000,000 77.4% 2008
38  Beyaz Rusya 6,000,000 61.9% 2008
39  Belçika 5,490,000 52.9% 2008
40  Venezuela 5,297,798 20.4% 2008
41  İsviçre 5,230,351 69% 2008
42  Çek Cumhuriyeti 5,100,000 49.9% 2008
43  Güney Afrika 5,100,000 11.6% 2008
44  Hong Kong 4,878,713 69.5% 2008
45  Suudi Arabistan 4,700,000 17% 2008
46  Avusturya 4,650,000 56.7% 2008
47  Macaristan 4,200,000 42.3% 2008
48  Norveç 4,074,100 87.7% 2008
49  Bulgaristan 4,000,000 55.1% 2008
50  Yunanistan 3,800,000 35.3% 2008
51  Danimarka 3,762,500 68.6% 2008
52  İsrail 3,700,000 57.6% 2008
53  Azerbaycan 3,689,000 44.4% 2010
54  Finlandiya 3,600,000 68.9% 2008
55  Cezayir 3,500,000 10.4% 2008
56  Yeni Zelanda 3,360,000 80.5% 2010
57  Kenya 3,000,000 7.9% 2008
58  Singapur 2,700,000 58.6% 2008
59  Slovakya 2,350,000 43.1% 2008
60  Dominik Cumhuriyeti 2,100,000 22.4% 2008
61  İrlanda 2,060,000 49.6% 2008
62  Uganda 2,000,000 6.4% 2008
63  Hırvatistan 1,995,400 44.4% 2008
64  Tunus 1,765,430 17% 2008
65  Özbekistan 1,745,000 6.2% 2008
66  Birleşik Arap Emirlikleri 1,708,500 38.4% 2008
67  Ekvador 1,549,000 11.3 2008
68  Kosta Rika 1,500,000 35.7% 2008
69  Sudan 1,500,000 3.7% 2008
70  Suriye 1,500,000 7.8% 2008
71  Kazakistan 1,400,000 9.1% 2008
72  Zimbabve 1,351,000 10.9% 2008

Kaynak : Wikipedia

C# ile Json Kullanımı / Json Parse İşlemi

Json Parse işlemi için, Newtonsoft kütüphanesini kullanabilirsiniz.

Nuget aracıyla kütüphaneyi projenizi ekleyebilirsiniz.

Örnek bir Json Yapısını inceleyelim:

Single: { "field1":"value1","field2":"value2" }
Array: [ { "field1":"value1","field2":"value2" }, { "field1":"value1","field2":"value2" } ]

Bu örnekteki Json Yapısını karşılayacak bir sınıfımız olsun:

public class Test
{
  public string field1 { get; set; }
  public string field2 { get; set; } 
}  

Single tipteki Json Yapısını deserialize etmek için:

Test myDeserializedObj = (Test)JavaScriptConvert.DeserializeObject(Request["jsonString"], typeof(Test));

Array tipindeki json yapısını deserialize etmek için :

List<test> myDeserializedObjList = (List<test>)Newtonsoft.Json.JsonConvert.DeserializeObject(Request["jsonString"], typeof(List<test>));

Bir nesneyi Serialize etmek için:

string json = JsonConvert.SerializeObject(Obje, Formatting.Indented); 

Örnek bir Json Serialize işlemi:

Product p1 = new Product
 {
     Name = "Product 1",
     Price = 99.95m,
     ExpiryDate = new DateTime(2000, 12, 29, 0, 0, 0, DateTimeKind.Utc),
 };
 Product p2 = new Product
 {
     Name = "Product 2",
    Price = 12.50m,
    ExpiryDate = new DateTime(2009, 7, 31, 0, 0, 0, DateTimeKind.Utc),
};

List<Product> products = new List<Product>();
products.Add(p1);
products.Add(p2);

string json = JsonConvert.SerializeObject(products, Formatting.Indented);

Sonuç Şu şekilde olacaktır:

[
  {
    "Name": "Product 1",
    "ExpiryDate": "2000-12-29T00:00Z",
    "Price": 99.95,
    "Sizes": null
  },
  {
    "Name": "Product 2",
    "ExpiryDate": "2009-07-31T00:00Z",
    "Price": 12.50,
    "Sizes": null
  }
]

Json yapısını Dictionary türüne deserialize işlemi için ise :

string json = @"{""key1"":""value1"",""key2"":""value2""}";

Dictionary<string, string> values = JsonConvert.DeserializeObject<Dictionary<string, string>>(json);

10 Maddede İnternet Sansürü, Nedir Ne Değildir?

 

İnternet erişimi ile ilgili maddeler, internete erişimin Telekomünikasyon İletişim Başkanlığı tarafından engellenmesine olanak sağlıyor. Yeni maddeye göre, internet ortamında yapılan yayın içeriği nedeniyle özel hayatının gizliliğinin ihlal edildiğini iddia eden kişiler, Telekomünikasyon İletişim Başkanlığına doğrudan başvurarak içeriğe erişimin engellenmesi tedbirinin uygulanmasını isteyebilecek.

 Cumhurbaşkanı Abdullah Gül'ün onaylaması halinde getirilecek internet yasağını 10 maddede şöyle özetleyebiliriz.

1- Anahtar kelimelerle “uygunsuz içerik” belirlenip sayfa kaldırılabilecek.

2- Sansür, URL adresi tabanlı yapılabilecek:

3- Yer sağlayıcı yurtdışındaysa bile erişim engellenebilecek. DNS değiştirerek bir siteye girilemeyecek.

4- Hâkimler, 24 saat içinde sansür kararı verebilecek. “Zararlı” içerik çıkarılmazsa, 500-1.000 TL arasında günlük para cezası kesilecek.

5- Hosting firmaları her kullanıcının izini sürebilecek. Her kullanıcının internetteki faaliyeti kayda alınarak bir-iki yıl saklanacak.

6- TİB başkanına internet sitesi erişim engelleme yetkisi verilecek.

7- Birliğe gönderilecek olan “erişimin engellenmesi kararı” 4 saat içinde uygulanmak zorunda.

8- Erişim Sağlayıcılar firmalar, kullanıcıların hangi sitelere girdiğini kaydedip 2 yıl boyunca saklayacak.  

9- Bilgisayar ve akıllı telefonlardan internete bağlanan 34 milyon kullanıcı tek tek fişlenecek.

10- İnternetteki içerikler sayfa bazında da engellenebilecek.

İnternet erişimi ile ilgili maddelerin tamamı şöyle:

Torba Yasa Teklifi içinde görüşülen internet erişimi ile ilgili maddelerin tamamı ise şöyle:

MADDE 85- 4.5.2007 tarihli ve 5651 sayılı İnternet Ortamında Yapılan Yayınların Düzenlenmesi ve Bu Yayınlar Yoluyla İşlenen Suçlarla Mücadele Edilmesi Hakkında Kanunun 2. maddesinin birinci fıkrasına aşağıdaki bentler eklenmiştir;

"n) Birlik: Erişim Sağlayıcıları Birliğini,

o) Erişimin engellenmesi: Alan adından erişimin engellenmesi, IP adresinden erişimin engellenmesi, içeriğe (URL) erişimin engellenmesi ve benzeri yöntemler kullanılarak erişimin engellenmesini,

ö) İçeriğin yayından çıkarılması: İçerik veya yer sağlayıcılar tarafından içeriğin sunuculardan veya barındırılan içerikten çıkarılmasını,

p) URL adresi: İlgili içeriğin internette bulunduğu tam internet adresini,

r) Uyarı Yöntemi: İnternet ortamında yapılan yayın içeriği nedeniyle haklarının ihlal edildiğini iddia eden kişiler tarafından içeriğin yayından çıkarılması amacıyla öncelikle içerik sağlayıcısına, makul sürede sonuç alınamaması halinde yer sağlayıcısına iletişim adresleri üzerinden gerçekleştirilecek bildirim yöntemini."

 

MADDE 86- 5651 sayılı Kanunun 3. maddesine aşağıdaki fıkra eklenmiştir;

'(3) Bu Kanun kapsamındaki faaliyetleri yurt içinden ya da yurt dışından yürütenlere, internet sayfalarındaki iletişim araçları, alan adı, IP adresi ve benzeri kaynaklarla elde edilen bilgiler üzerinden elektronik posta veya diğer iletişim araçları ile bildirim yapılabilir."

 

MADDE 87- 5651 sayılı Kanunun 4. maddesine aşağıdaki fıkra eklenmiştir;

"(3) İçerik sağlayıcı, Başkanlığın bu Kanun ve diğer kanunlarla verilen görevlerinin ifası kapsamında; talep ettiği bilgileri talep edilen şekilde Başkanlığa teslim eder ve Başkanlıkça bildirilen tedbirleri alır."

 

MADDE 88- 5651 sayılı Kanunun 5. maddesinin ikinci fıkrası aşağıdaki şekilde değiştirilmiş ve aynı maddeye aşağıdaki fıkralar eklenmiştir;

"(2) Yer sağlayıcı, yer sağladığı hukuka aykırı içeriği bu Kanunun 8 inci ve 9 uncu maddelerine göre haberdar edilmesi halinde yayından çıkarmakla yükümlüdür."

'(3) Yer sağlayıcı, yer sağladığı hizmetlere ilişkin trafik bilgilerini bir yıldan az ve iki yıldan fazla olmamak üzere yönetmelikte belirlenecek süre kadar saklamakla ve bu bilgilerin doğruluğunu, bütünlüğünü ve gizliliğini sağlamakla yükümlüdür.

(4) Yer sağlayıcılar, yönetmelikle belirlenecek usul ve esaslar çerçevesinde yaptıkları işin niteliğine göre sınıflandırılabilir ve hak ve yükümlülükleri itibarıyla farklılaştırılabilirler.

(5) Yer sağlayıcı, Başkanlığın talep ettiği bilgileri talep edilen şekilde Başkanlığa teslim etmekle ve Başkanlıkça bildirilen tedbirleri almakla yükümlüdür.

(6) Yer sağlayıcılık bildiriminde bulunmayan veya bu Kanundaki yükümlülüklerini yerine getirmeyen yer sağlayıcı hakkında Başkanlık tarafından on bin Türk Lirasından yüz bin Türk Lirasına kadar idari para cezası verilir."

 

MADDE 89- 5651 sayılı Kanunun 6. maddesinin birinci fıkrasının (a) bendindeki "ve teknik olarak engelleme imkanı bulunduğu ölçüde" ibaresi çıkartılmış, aynı fıkraya aşağıdaki (ç) ve (d) bentleri eklenmiş, üçüncü fıkrasında geçen "(b) ve (c)" ibaresi "(b), (c), (ç) ve (d)" şeklinde değiştirilmiştir.

"ç) Erişimi engelleme kararı verilen yayınlarla ilgili olarak alternatif erişim yollarını engelleyici tedbirleri almakla,

d) Başkanlığın talep ettiği bilgileri talep edilen şekilde Başkanlığa teslim etmekle ve Başkanlıkça bildirilen tedbirleri almakla,"

 

MADDE 90- 5651 sayılı Kanunun 6. maddesinden sonra gelmek üzere aşağıdaki 6/A maddesi eklenmiştir;

 

'Erişim Sağlayıcıları Birliği

MADDE 6/A- (1) Bu Kanunun 8 inci maddesi kapsamı dışındaki erişimin engellenmesi kararlarının uygulanmasını sağlamak üzere Erişim Sağlayıcıları Birliği kurulmuştur.

(2) Birlik özel hukuk tüzel kişiliğine haizdir. Birliğin merkezi Ankara'dır.

(3) Birliğin çalışma usul ve esasları Kurum tarafından onaylanacak Tüzükle belirlenir. Tüzük değişiklikleri de Kurumun onayına tabidir.

(4) Birlik, Tüzüğünün Kurum tarafından incelenerek uygun bulunmasını müteakip faaliyete başlar.

(5) Birlik, 5.11.2008 tarihli ve 5809 sayılı Elektronik Haberleşme Kanunu kapsamında yetkilendirilen tüm internet servis sağlayıcıları ile internet erişim hizmeti veren diğer işletmecilerin katılmasıyla oluşan ve koordinasyonu sağlayan bir kuruluştur.

(6) Bu Kanunun 8. maddesi kapsamı dışındaki erişimin engellenmesi kararları erişim sağlayıcılar tarafından yerine getirilir. Kararların uygulanması amacıyla gerekli her türlü donanım ve yazılım erişim sağlayıcıların kendileri tarafından sağlanır.

(7) Bu Kanunun 8. maddesi kapsamı dışındaki erişimin engellenmesi kararları gereği için Birliğe gönderilir. Bu kapsamda Birliğe yapılan tebligat erişim sağlayıcılara yapılmış sayılır.

(8) Birlik, kendisine gönderilen mevzuata uygun olmadığını düşündüğü kararlara itiraz edebilir.

(9) Birliğin gelirleri, üyeleri tarafından ödenecek ücretlerden oluşur. Alınacak ücretler, Birliğin giderlerini karşılayacak miktarda belirlenir. Bir üyenin ödeyeceği ücret, üyelerin tamamının net satış tutarı toplamı içindeki o üyenin net satışı oranında belirlenir. Üyelerin ödeme dönemleri, yeni katılan üyelerin ne zamandan itibaren ödemeye başlayacağı ve ödemelere ilişkin diğer hususlar birlik tüzüğünde belirlenir. Süresinde ödenmeyen ücretler Birlikçe kanuni faizi ile birlikte tahsil edilir.

(10) Birliğe üye olmayan internet servis sağlayıcıları faaliyette bulunamaz."

 

MADDE 91- 5651 sayılı Kanunun 7. maddesinin ikinci ve üçüncü fıkraları aşağıdaki şekilde değiştirilmiş ve maddeye aşağıdaki fıkra eklenmiştir;

"(2) Ticari amaçla olup olmadığına bakılmaksızın bütün internet toplu kullanım sağlayıcılar, konusu suç oluşturan içeriklere erişimin engellenmesi ve kullanıma ilişkin erişim kayıtlarının tutulması hususlarında yönetmelikle belirlenen tedbirleri almakla yükümlüdür.

(3) Ticari amaçla toplu kullanım sağlayıcılar, ailenin ve çocukların korunması, suçun önlenmesi ve suçluların tespiti kapsamında usul ve esasları yönetmelikte belirlenen tedbirleri almakla yükümlüdür."

"(4) Bu maddede belirtilen yükümlülükleri ihlal eden ticari amaçla toplu kullanım sağlayıcılarına, ihlalin ağırlığına göre yönetmelikle belirlenecek usul ve esaslar çerçevesinde uyarma, bin Türk Lirasından on beş bin Türk Lirasına kadar idari para cezası verme veya üç güne kadar ticari faaliyetlerini durdurma müeyyidelerinden birine karar vermeye mahalli mülki amir yetkilidir."

 

MADDE 92- 5651 sayılı Kanunun 8. maddesinin ikinci fıkrasının dördüncü cümlesinden sonra gelmek üzere "Erişimin engellenmesi kararı, amacı gerçekleştirecek nitelikte görülürse belirli bir süreyle sınırlı olarak da verilebilir." cümlesi eklenmiş, dördüncü fıkrasında yer alan "(2) ve (5)" ibaresi "(2), (5) ve (6)" şeklinde değiştirilmiş, onuncu fıkrasındaki "altı aydan iki yıla kadar hapis cezası" ibaresi "beş yüz günden üç bin güne kadar adli para cezası" şeklinde değiştirilmiştir.

 

MADDE 93- 5651 sayılı Kanunun 9. maddesi başlığıyla birlikte aşağıdaki şekilde değiştirilmiştir;

 

"İçeriğin yayından çıkarılması ve erişimin engellenmesi

 

MADDE 9- (1) İnternet ortamında yapılan yayın içeriği nedeniyle kişilik haklarının ihlal edildiğini iddia eden gerçek ve tüzel kişiler ile kurum ve kuruluşlar, içerik sağlayıcısına, buna ulaşamaması halinde yer sağlayıcısına başvurarak uyarı yöntemi ile içeriğin yayından çıkarılmasını isteyebileceği gibi doğrudan sulh ceza hakimine başvurarak içeriğe erişimin engellenmesini de isteyebilir.

(2) İnternet ortamında yapılan yayın içeriği nedeniyle kişilik haklarının ihlal edildiğini iddia eden kişilerin talepleri, içerik ve/veya yer sağlayıcısı tarafından en geç yirmi dört saat içerisinde cevaplandırılır.

(3) İnternet ortamında yapılan yayın içeriği nedeniyle kişilik hakları ihlal edilenlerin talepleri doğrultusunda hakim bu maddede belirtilen kapsamda; erişimin engellenmesine karar verebilir.

(4) Hakim, bu madde kapsamında vereceği erişimin engellenmesi kararlarını esas olarak, yalnızca kişilik hakkının ihlalinin gerçekleştiği yayın, kısım, bölüm ile ilgili olarak (URL, vb. şeklinde) içeriğe erişimin engellenmesi yöntemiyle verir. Zorunlu olmadıkça internet sitesinde yapılan yayının tümüne yönelik erişimin engellenmesine karar verilemez. Ancak, hakim URL adresi belirtilerek içeriğe erişimin engellenmesi yöntemiyle ihlalin engellenemeyeceğine kanaat getirmesi halinde, gerekçesini de belirtmek kaydıyla, internet sitesindeki tüm yayına yönelik olarak erişimin engellenmesine de karar verebilir.

(5) Hakimin bu madde kapsamında verdiği erişimin engellenmesi kararları doğrudan Birliğe gönderilir.

(6) Hakim bu madde kapsamında yapılan başvuruyu en geç yirmi dört saat içinde duruşma yapmaksızın karara bağlar. Bu karara karşı 4.12.2004 tarihli ve 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu hükümlerine göre itiraz yoluna gidilebilir.

(7) Erişimin engellenmesine konu içeriğin yayından çıkarılmış olması durumunda hakim kararı kendiliğinden hükümsüz kalır.

(8) Birlik tarafından erişim sağlayıcıya gönderilen içeriğe erişimin engellenmesi kararının gereği derhal, en geç dört saat içerisinde erişim sağlayıcı tarafından yerine getirilir.

(9) Bu madde kapsamında hakimin verdiği erişimin engellenmesi kararına konu kişilik hakkının ihlaline ilişkin yayının veya aynı mahiyetteki yayınların başka internet adreslerinde de yayınlanması durumunda ilgili kişi tarafından Birliğe müracaat edilmesi halinde mevcut karar bu adresler için de uygulanır.

(10) Sulh ceza hakiminin kararını bu maddede belirtilen şartlara uygun olarak ve süresinde yerine getirmeyen sorumlu kişi, beş yüz günden üç bin güne kadar adli para cezası ile cezalandırılır."

 

MADDE 94- 5651 sayılı Kanunun 9. maddesinden sonra gelmek üzere aşağıdaki 9/A maddesi eklenmiştir;

 

"Özel hayatın gizliliği nedeniyle içeriğe erişimin engellenmesi

MADDE 9/A (1) İnternet ortamında yapılan yayın içeriği nedeniyle özel hayatının gizliliğinin ihlal edildiğini iddia eden kişiler, Başkanlığa doğrudan başvurarak içeriğe erişimin engellenmesi tedbirinin uygulanmasını isteyebilir.

(2) Yapılan bu istekte; hakkın ihlaline neden olan yayının tam adresi (URL), hangi açılardan hakkın ihlal edildiğine ilişkin açıklama ve kimlik bilgilerini ispatlayacak bilgilere yer verilir. Bu bilgilerde eksiklik olması halinde talep işleme konulmaz.

(3) Başkanlık, kendisine gelen bu talebi uygulanmak üzere derhal Birliğe bildirir, erişim sağlayıcılar bu tedbir talebini derhal, en geç dört saat içinde yerine getirir.

(4) Erişimin engellenmesi, özel hayatın gizliliğinin ihlal eden yayın, kısım, bölüm, resim, video ile ilgili olarak (URL şeklinde) içeriğe erişimin engellenmesi yoluyla uygulanır.

(5) Erişimin engellenmesini talep eden kişiler, internet ortamında yapılan yayın içeriği nedeniyle özel hayatın gizliliğinin ihlal edildiğinden bahisle erişimin engellenmesi talebini talepte bulunduğu saatten itibaren 24 saat içinde sulh ceza hakiminin kararına sunar. Hakim, internet ortamında yapılan yayın içeriği nedeniyle özel hayatın gizliliğinin ihlal edilip edilmediğini değerlendirerek vereceği kararını en geç kırk sekiz saat içinde açıklar ve doğrudan Başkanlığa gönderir; aksi halde, erişimin engellenmesi tedbiri kendiliğinden kalkar.

(6) Hakim tarafından verilen bu karara karşı Başkanlık tarafından 5271 sayılı Kanun hükümlerine göre itiraz yoluna gidilebilir.

(7) Erişimin engellenmesine konu içeriğin yayından çıkarılmış olması durumunda hakim kararı kendiliğinden hükümsüz kalır.

(8) Özel hayatın gizliliğinin ihlaline bağlı olarak gecikmesinde sakınca bulunan hallerde doğrudan Başkanın emri üzerine erişim engellenmesi Başkanlık tarafından yapılır. Bu karara karşı sulh ceza mahkemesine itiraz edilebilir."

 

MADDE 95- 5651 sayılı Kanunun 10. maddesinin dördüncü fıkrasının (a) bendinde yer alan "yayınları önlemeye" ibaresinden sonra ", internetin güvenli kullanımını sağlamaya, bilişim şuurunu geliştirmeye" ibaresi eklenmiş, beşinci fıkrası aşağıdaki şekilde değiştirilmiş, maddeye aşağıdaki fıkralar eklenmiştir;

"(5) Başkanlık; Bakanlık bünyesinde 26.9.2011 tarihli ve 655 sayılı Ulaştırma, Denizcilik ve Haberleşme Bakanlığının Teşkilat ve Görevleri Hakkında Kanun Hükmünde Kararname hükümleri uyarınca oluşturulan İnternet Geliştirme Kurulunca internetin yaygınlaştırılması, geliştirilmesi, yaygın ve güvenli kullanılması gibi konularda yapılacak öneriler ile ilgili gerekli her türlü tedbir veya kararları alır."

"(6) Başkanlık, ulusal siber güvenlik faaliyetleri kapsamında, siber saldırıların tespiti ve önlenmesi konusunda, içerik, yer, erişim sağlayıcılar ve ilgili diğer kurum ve kuruluşlarla koordinasyon sağlar, gerekli tedbirlerin aldırılması konusunda faaliyet yürütür ve ihtiyaç duyulan çalışmaları yapar.

(7) Başkanlık kanunlarla kendisine verilen görevlerin ifası amacıyla araştırma ve geliştirme merkezleri kurabilir."

 

MADDE 96- 5651 sayılı Kanunun 11. maddesinin ikinci fıkrasında yer alan "yer veya erişim sağlayıcı olarak faaliyet icra etmesi amacıyla yetkilendirme belgesi verilmesine" ibaresi "yer, erişim ve toplu kullanım sağlayıcıların yükümlülüklerine" şeklinde değiştirilmiştir.'

 

Jquery Ajax ile Asp.Net Web Service Kullanımı

Jquery kütüphanesinin AJAX fonksiyonu sayesinde Sayfamız postback olmadan tüm işlemlerimizi Web Service aracılığı ile yapabilir. Öncelikle Web Service Tarafına Bir Göz Atalım:

// To allow this Web Service to be called from script, using ASP.NET AJAX, uncomment the following line.
[System.Web.Script.Services.ScriptService]
public class WebService1 : System.Web.Services.WebService
{
 
    [WebMethod]
    [ScriptMethod(ResponseFormat = ResponseFormat.Json)]
    public string HelloWorld(string Name)
    {
        return "Merhaba "+ Name;
    }
}
  • JSON gönderip almak için servis class’ının üstüne [System.Web.Script.Services.ScriptService] isimli attribute’ün eklenmesinin gereklilik olduğunu. Aynı şekilde XML transferi için böyle birşey gerekmediğini
  • ASP.NET 3.5 ile gelen bir özellik olan, JSON objesinin “d” objesi ile sarmalandığını, bu sebeple servisten dönen cevap basit tipler(string, int, bool) dahi olsa senaryomuzdaki gibi val.d diyerek değerlere ulaşmamız gerektiğini. Bu uygulamanın temel sebebinin XSS saldıralarından korunmak olduğunu, zira object içerisine herhangi bir anlamlı javascript ifadesi yazdığımızda eğer request get ise bunun yorumlanabileceğini

 

Web Servisimiz hazır olduğuna göre Javascript tarafına bakabiliriz:

 var username = $('#username').val();
 
    $.ajax({
        type: "POST",
        url: "WebService1.asmx/HelloWorld",
        data: "{'Name':'" + username + "'}",
        contentType: "application/json; charset=utf-8",
        dataType: "json",
        success: function (val) {
            alert(val.d);
        },
        error: function (val) {
            alert("Hata");
        }
 
    });

C# IP ile Konum, Yer Bilgisi, Ülke Bulmak

Merhabalar,

http://ipaddressextensions.codeplex.com/

Bu adresten edindiğiniz Extension Library ile IP bilgisi ile kullanıcının ülke, dil kodu gibi bilgilerine erişmek oldukça kolay.

using System.Net;
using WorldDomination.Net;

string userHostIpAddress = "203.1.2.3";
IPAddress ipAddress;
if (IPAddress.TryParse(userHostIpAddress, out ipAddress))
{
    string country = ipAddress.Country(); // return value: UNITED STATES
    string iso3166TwoLetterCode = ipAddress.Iso3166TwoLetterCode(); // return value: US
}